Finansal İçerme Nedir?

Finansal içerme (financial inclusion), resmi finansal hizmetlere erişimi ve bu hizmetlerin kullanımını içermektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki araştırmacılar, politika yapıcılar, finansal kurumlar ve hükümetler için finansal içerme kavramı son yıllarda önemli bir konu haline gelmiştir. Finansal içerme, toplumdaki dezavantajlı ve düşük gelirli grupların geniş kesimlerine bankacılık hizmetlerinin (bir banka hesabına sahip olma, tasarruf, kredi, havale ve sigorta hizmetleri vb.) geniş yelpazesini, kalitesini ve kullanılabilirliğini kapsamaktadır. Finansal içermenin, birçok ülkede özellikle kadınlar ve yoksul yetişkinler için önemli faydaları olduğuna dair artan kanıtlar bulunmaktadır ve birçok ülkede politika yapıcılar finansal içermeyi ekonomik güçlendirmenin anahtarı ve artan yoksulluk seviyelerine bir çözüm olarak benimsemiştir.

Gelişmekte olan ülkeler, özellikle yoksul haneler arasında yaygın olan düşük finansal içerme oranını artırmak için yoksulların finansal okuryazar olma ihtiyacının olduğu bilinmektedir. Finansal hizmet sağlayıcılarının finansal piyasalara karmaşık ve farklı ürünlerle girmesinin, özellikle okuryazar olmadığı düşünülen yoksul haneler arasında finansal okuryazarlık ihtiyacına yol açtığına dair finansal içerme bilim adamları ve savunucuları arasında giderek artan bir fikir birliği bulunmaktadır. Bireylerin finansal ürün ve kavramları anlamalarını geliştirmek, finansal riskler ve fırsatların farkındalığını geliştirmek, finansal konularda bilinçli seçimler yapmak, finansal yardım için bireylerin nereye gidecekleri konusunda farkındalık oluşturmanın tümü finansal okuryazarlık bilgisine ışık tutmaktadır.

Dünya Bankası, finansal okuryazarlığın finansal hizmetlerin verimliliğini ve kalitesini artırmaya yardımcı olduğunu gözlemlemiştir. Diğer bir deyişle finansal okuryazarlık, yoksulları güçlendirmeye ve eğitmeye yardımcı olmaktadır. Bu nedenle yoksullar, banka hesapları, tasarruf ürünleri, kredi ve kredi seçenekleri ve ödeme araçları gibi finansal ürünleri değerlendirmek ve karşılaştırmak için belirli bir finansal anlayış düzeyine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadırlar. Yani, bilinçli finansal kararlar almak ve farklı finansal ürün ve hizmetleri değerlendirebilmek için öncelikle finansal okuryazarlık bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Bilim adamları, finansal öğrenmenin finansal bilgiyi artırdığını ve yoksulların finansal kararlarını, seçimlerini, tutumlarını ve davranışlarını etkilediğini savunmaktadırlar. Finansal okuryazarlık, finansal hizmetlerin daha iyi anlaşılmasını sağlamakta ve banka hesabı olmayan bireylerin standart dışı hizmetlerden kaçınmaya teşvik etmektedir. Gerçekten de OECD, finansal okuryazarlığın erişimi kolaylaştırdığını ve yoksul bireylerin yararına ilgili finansal ürün ve hizmetlerin kullanımını yaygınlaştırmayı teşvik ettiğini gözlemlemiştir. Bu nedenle, finansal okuryazarlık, yoksul hanelerin ihtiyaçlarına uygun en iyi finansal ürünleri karşılaştırma ve seçme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmakta, etkin ürün kullanımını kolaylaştırmakta ve finansal içermenin artmasına neden olmaktadır.

Finansal içerme, Birleşmiş Milletlerin önemli programlarından biri haline gelmiştir. Finansal içerme, genellikle finansal hizmetlere sınırlı erişimi olan yoksullar için finansal hizmetlere erişimi sağlamaktadır. Dünya Bankası (2010), Endonezya nüfusunun yalnızca % 21‘inin bankalara erişimi olduğunu ve diğer % 2′sinin resmi banka dışı finansal hizmetlerle uğraştığını bildirmektedir. Bu veriler, Endonezya’da finansal hizmetlere erişimin gerçekten çok düşük olduğunu göstermektedir. Endonezyalı hane halkının 2008 ve 2012 Susenas (The National Socioeconomic Survey) verilerine dayanan profilleri, çoğunlukla 17-55 yaşları arasında, düşük eğitimli kırsal alanlarda yaşayan ve tarım ve hizmet sektörlerinde işçi ve işveren olarak çalışan erkeklerdir. Bankadan kredi alan hanelerin oranı çok düşüktür, yani toplam örneklemin sadece %3,5′ini oluşturmaktadır. Öte yandan, hanelerin yaklaşık % 90′ı hiçbir yerden kredi almamaktadırlar. Bu haneler çoğunlukla tarım sektöründe, kendi hesabına çalışan, düşük eğitim düzeyi veya altı, kişi başına aylık ortalama geliri 1 milyon Rupi‘nin altındadır ve bu bireylerin teminat olarak gösterilecek sınırlı varlıkları bulunmaktadır. Bangladeş’te de benzer bir durum vardır, ancak bu duruma çözüm olarak yoksulları girişimci yapmak amacıyla Nobel ödüllü Muhammed Yunus tarafından Bangladeş’te kurulmuş olan Grameen Banka’sı sayesinde mikro finans planı düzenlenmiştir.

Gelişmekte olan ülkelerde güven ve para eksikliği bir engel olmadığında, bireylerin finansal farkındalıklarını ve finansal okuryazarlıklarını artırmaya yönelik hükümetlerin ve merkez bankasının sorumluluğunda olan görevler bulunmaktadır. Örneğin bilgilendirici televizyon reklamları, eğitim programları gibi bireyleri finansal eğitim programlarına yönlendirmek ve bankaların şubelerini hem kentsel hem de kırsal alanlardaki vatandaşlara ulaştıracak şekilde genişletmek.

Ayrıca, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların bazıları genellikle mali konularda erkeklere göre daha az bilgilidir ve kadınlar erkeklere kıyasla daha az özgüvenlidirler, bu da kadınların gelirleri hakkında belirli kararlar vermek zorunda kaldıklarında zorluklarla karşılaşabilecekleri anlamına gelmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde, politika yapıcıların finansal içermenin toplumsal cinsiyet farkını kapatmaya yönelik önemli bir adım olduğunun farkında olmaları gerekmektedir. Kadınlar arasında finansal okuryazarlığın teşvik edilmesi, finansal içermeyi artırmaktadır. Finansal okuryazarlık, yalnızca okuma ve yazma becerilerini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda bir işlem hesabını nasıl kullanacaklarını, parayı nasıl yöneteceklerini ve bütçeleyeceklerini ve nasıl tasarruf edeceklerini anlamalarına da yardımcı olmaktadır.

Yorum Bırakın:

E-Posta adresiniz 3. şahıslar ile paylaşılmaz. İletişim için tüm alanlar zorunludur.